Jülide Oktay

Makalelerim

YURT DIŞINDA YAŞAYAN GERÇEK VE TÜZEL KİŞİLERİN TÜRKİYE’DE TEMSİLİ: VEKÂLETNAME, APOSTİL VE UETS UYGULAMALARI

Türkiye’de dava ve icra takibi açmak, yürütmek, tapu müdürlükleri, vergi daireleri, sosyal güvenlik kurumları ve diğer resmî kurumlar nezdinde hukuki işlem gerçekleştirmek isteyen gerçek ve tüzel kişiler, işlemleri bizzat takip etmek zorunda değildir. Gerekli yetkileri içeren bir vekâletname düzenleyerek avukatlarını kendilerini temsil etmek üzere vekil tayin edebilirler. Yurt dışında yaşayan Türk vatandaşları, yabancı uyruklu gerçek kişiler ve yabancı ülkelerde kurulmuş şirketler; belirli usullere göre Türkiye’de kullanılmak üzere vekâletname düzenleyebilirler. Ancak vekâletnamenin düzenlenme şekli; vekâlet verenin gerçek kişi veya tüzel kişi olmasına, bulunduğu ülkeye, belgenin düzenleneceği makama ve işlemin niteliğine göre değişmektedir. Bu nedenle, yurt dışında düzenlenen bir vekâletnamenin Türkiye’de geçerli olabilmesi için belgenin hangi makam tarafından ve hangi usulle düzenleneceğinin doğru belirlenmesi önemlidir. 1. Vekâletname Nedir? Vekâletname, bir kişinin veya tüzel kişinin başka bir kişiye, belirli hukuki işlemleri kendi adına ve hesabına yapması için verdiği temsil yetkisini gösteren belgedir. Örneğin bir kişi, avukatına vereceği vekâletname ile; yetkileri verebilir. Ancak yapılacak işlemin niteliğine göre, bazı yetkilerin vekâletnamede açıkça ve özel olarak belirtilmesi gerekir. Bu nedenle vekâletname düzenlenmeden önce hangi işlem veya işlemler için kullanılacağının belirlenmesi önemlidir. A) Yurt Dışında Yaşayan Gerçek Kişiler Türkiye’de Kullanılmak Üzere Nasıl Vekâletname Düzenleyebilirler? Yurt dışında yaşayan gerçek kişiler, genel olarak aşağıdaki yöntemlerden biriyle Türkiye’de kullanılmak üzere vekâletname düzenleyebilirler. A.1) Türk Konsoloslukları Aracılığıyla Vekâletname Düzenlenmesi Türkiye’de kullanılmak üzere vekâletname düzenlenmesinin en pratik yöntemlerinden biri, o ülkedeki Türk Konsolosluğuna başvurmaktır. Dışişleri Bakanlığı’nın güncel bilgilerine göre, şahsen yapılacak bu başvuru sırasında kimlik belgesi veya pasaport, vekil tayin edilecek kişinin kimlik ve iletişim bilgileri, tapuda işlem yetkisi veren vekâletnamelerde ise tapu örneğinin veya taşınmaza ilişkin bilgilerin bulundurulması, fotoğraf (Mevzuat gereği boşanma, nafaka, tanıma ve tenfiz davaları ve taşınmaz ile araç alım-satımı gibi işlemlerde vekaletnamede fotoğraf ve özel yetki bulunması gerekir.) ve gerekli diğer belgelerin hazır edilmesi gerekmektedir. İşleme ve temsilciliğe göre talep olunacak belgeler değişebileceğinden, randevu öncesinde ilgili Türk Konsolosluğundan güncel bilgi alınmalıdır. Türk vatandaşlığından izinle çıkmış ve Mavi Kart sahibi kişiler bakımından da kimlik ve Mavi Kart durumuna ilişkin belgelerin ibraz edilmesi gerekebilir. Yabancı uyruklu gerçek kişiler de belirli koşullarla yurt dışındaki Türk Konsolosluklarında vekâletname düzenleyebilirler. Vekâletname Türkçe olarak düzenleneceğinden Türkçe bilmeyen kişilerin işlem sırasında tercüman bulundurması gerekebilir. Türk Konsolosluklarında düzenlenen vekâletnameler Türkçe olarak hazırlanır ve Türkiye’de noterlikçe düzenlenmiş vekâletnameler gibi kullanılabilir. Bu nedenle ayrıca apostil alınması, belgenin Türkçeye tercüme ettirilmesi veya Türkiye’de yeniden noter tasdikinden geçirilmesi gerekmez. A.2) Yabancı Ülke Noterinde Vekâletname Düzenlenmesi Yurt dışında bulunan gerçek kişiler, Türk Konsolosluğuna gitmek yerine bulundukları ülkenin yetkili noterlik makamında da vekâletname düzenleyebilirler. Bu durumda uygulanacak usul, vekâletnamenin düzenlendiği ülkenin Lahey Apostil Sözleşmesi’ne taraf olup olmamasına göre değişir. Önemle belirtmek gerekir ki yabancı bir ülkede noter tarafından düzenlenen belgenin Türkiye’de kullanılabilmesi için yalnızca belgenin noter tarafından imzalanmış olması yeterli değildir. Belgeye apostil şerhi alınması, belgenin Türkiye’de Türkçe yeminli tercümesinin yaptırılması ve noter tasdikinden geçirilmesi gereklidir. – Vekâletnamenin Düzenlendiği Ülke Apostil Sözleşmesi’ne Taraf İse: ABD, İngiltere, Almanya, Hollanda, Belçika, Fransa ve birçok başka ülke Apostil Sözleşmesi’ne taraftır.  Sözleşmenin tarafı olan ülkelerde genel olarak; Ancak her ülkenin noterlik sistemi ve belge düzenleme yöntemi aynı değildir. Bu nedenle vekâletnamenin Türkiye’de yapılacak işleme uygun şekilde hazırlanması büyük önem taşır. Özellikle boşanma davası, taşınmaz alım-satımı, reddi miras, şirket devri gibi özel yetki gerektiren işlemler söz konusu ise vekâletname metninin işlem yapılmadan önce Türkiye’deki avukata danışarak hazırlanması sonradan ortaya çıkabilecek sorunlarını önleyebilir. – Vekâletnamenin Düzenlendiği Ülke Apostil Sözleşmesi’ne Taraf Değil İse: Vekâletnamenin düzenlendiği ülke Apostil Sözleşmesi’ne taraf değil ise, taraf olmayan ülkeler bakımından tek ve bütün ülkeler için geçerli bir prosedür bulunduğunu söylemek mümkün değildir. Bu durumda izlenecek tasdik prosedürü ülkeye göre değişiklik gösterir. Dolayısıyla Apostil Sözleşmesi’ne taraf olmayan ülkelerde, vekâletname düzenlenmeden önce ilgili Türk Konsolosluğundan güncel prosedür hakkında bilgi alınması ve vekaletnamenin hangi makam tarafından düzenleneceği, hangi yerel makamların tasdikinin gerektiği, Türk Konsolosluğu veya Büyükelçiliği tarafından ayrıca tasdik yapılıp yapılmayacağı ve belgenin Türkiye’de tercüme ve noterlik işlemlerine tabi olup olmayacağının önceden araştırılması önemlidir. Nitekim, Dışişleri Bakanlığı da her ülkenin apostil sistemine taraf olmadığını ve Apostil Sözleşmesi’ne taraf olmayan ülkeler bakımından ilgili ülke makamları ve Türk dış temsilcilikleri nezdindeki tasdik usullerinin dikkate alınması gerektiğini belirtmektedir. B) Yurt Dışında Kurulmuş Şirketler Türkiye’de Kullanılmak Üzere Nasıl Vekâletname Düzenleyebilirler? Yurt dışında kurulmuş şirketlerin (tüzel kişilerin) vekâletname düzenlemesi, gerçek kişilere göre daha ayrıntılı bir süreçtir. Öncelikle önemli bir hususun belirtilmesi gerekir: Yabancı hukuka göre kurulmuş tüzel kişilikleri (şirketleri) temsilen yurt dışındaki Türk Konsolosluklarında vekâletname düzenlenmesi (istisnai durumlar hariç) mümkün değildir. Yabancı şirketlerin Türkiye’de kullanılmak üzere vekâletname düzenlemesinde, şirketin kurulu olduğu ülkenin hukukuna uygun temsil ve belge düzenleme usullerinin izlenmesi gerekir. Şirketin kurulu olduğu ülke Apostil Sözleşmesi’ne taraf ise, uygulamada genel olarak; 2. Vekâletnamede Özel Yetki Gerektiren İşlemler: Vekâletnamede genel dava ve takip yetkisinin bulunması, her hukuki işlemin yapılabileceği anlamına gelmemektedir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 74. maddesi kapsamında, bazı işlemler bakımından vekâletnamede açık ve özel yetki bulunması gerekir. Örneğin, açıkça yetki verilmedikçe vekil; sulh olamaz, karşı tarafı ibra edemez, davayı kabul edemez, davanın tamamını ıslah edemez, hâkimi reddedemez, yemin teklif edemez, başkasını tevkil edemez, haczi kaldıramaz, tahkim ve hakem sözleşmesi yapamaz, konkordato veya sermaye şirketleri ve kooperatiflerin uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırılması talep edemez, arabuluculuk gibi alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına başvuramaz, davadan veya kanun yollarından feragat edemez ve boşanma davası, reddi miras davası gibi özel yetki gerektiren davaları açamaz. Bu nedenle vekâletname hazırlanırken gerekli özel yetkilerin vekâletname metninde yer alıp almadığı mutlaka kontrol edilmelidir. Özel yetki gerektiren işlemlerin kapsamı ve uygulanacak mevzuat, yapılacak hukuki işleme göre değişebileceğinden, vekâletname metni hazırlanırken ilgili kanun hükümlerinin dikkate alınması gerekir. 2.A) Tapu İşlemleri İçin Düzenlenecek Vekâletname: Taşınmaz alım ve satımı, ipotek kurulması veya kaldırılması, intikal, satış vaadi ve diğer tapu işlemleri için kullanılacak vekâletnamelerde, vekâletnamenin kapsamının yapılacak işleme uygun olması büyük önem taşır. Tapuda kullanılacak vekâletnamelerde; taşınmaza ilişkin bilgilerin, yapılacak işlemin türünün ve vekile verilecek yetkilerin işlemin niteliğine uygun şekilde düzenlenmesi gerekir. Dışişleri Bakanlığı’nın güncel açıklamalarında da tapuda işlem yapılmasını gerektiren vekâletnameler için tapu örneğinin veya taşınmaza ilişkin bilgilerin bulundurulmasının uygun olduğu belirtilmektedir. Aksi takdirde vekâletnamenin kapsamı, yapılmak istenen tapu işlemi için yetersiz kalabilir. 2.B) Dava Ve İcra Takibi İşlemleri İçin Düzenlenecek Vekâletname: Türkiye’de dava ve icra takibi açılması veya mevcut bir davanın veya icra takibinin takip edilmesi için avukata vekâletname verilebilir. Ancak yukarıda açıklandığı üzere, dava
Devamını Oku

İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ

İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ I) GİRİŞ: Hukuk sistemleri; doğası gereği toplumdaki sosyolojik, politik, ekonomik ve teknolojik gelişmeleri takip etmeli, bunlardan etkilenmeli ve yeni oluşagelen ihtiyaçlara hakkaniyet sınırları içinde cevap vermelidirler. İş yaşamında da zaman içinde pek çok olaylar vuku bulmuş, özellikle ölümlü iş kazaları sonrasında ortaya çıkan acı tablolar, geride bırakılan aile fertlerinin mağduriyetleri, insani ve ahlaki olumsuz etkiler sonucunda iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması gerektiği yönündeki yasal ihtiyaç ortaya konulmuştur. Özellikle maden, inşaat, makine ve metal-çelik gibi iş kolları ülke ekonomisinin gelişimine büyük katkı sağlasa da, çalışma koşulları bakımından oldukça zor şartlar barındırdıklarından bu sektörlerde yaşanan iş kazalarının sayısının yüksek olduğu görülmektedir. İş sağlığı ve güvenliği kavramını gündeme getiren Dünya’da birçok büyük iş kazası mevcuttur. Bunlardan biri de Dünya Kadınlar Günü’nün anılmasına sebep olan iş kazasıdır. Bu kaza, A.B.D.’nin New York şehrinde mukim büyük bir tekstil fabrikasında meydana gelmiştir. Bu fabrikada çalışma koşulları oldukça ağır ve kötüdür. Öyle ki, çalışanların mesai saatleri içerisinde mola vermemesi için tüm çıkış kapıları çalışma zamanlarında kilitli tutulmaktadır. Yine böyle bir zamanda fabrikada çıkan yangında, çalışanlar kapılar kilitli olduğundan dışarı kaçamamış ve 129’u kadın toplam 146 kişinin yaşamını yitirdiğinden bahsedilmiştir. Ülkemizde ölümlü iş kazalarının yaklaşık %35’i inşaat sektöründe ve özellikle bina dışı yapıların inşaatında meydana gelmektedir. Ölümlü iş kazalarının en büyükleri ise genellikle madenlerde yaşanmıştır. Bu konudaki yakın tarihli ve çarpıcı örneklerden biri 13 Mayıs 2014’te Manisa’nın Soma ilçesinde meydana gelen maden kazasıdır ve bu faciada 301 madenci yaşamını yitirmiştir. Her iki olay da iş kazasının üzücü örneklerinden olup, iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması gereğini açıkça gözler önüne sermiştir. Ülkemizde; iş kazası veya meslek hastalıkları “vuku bulduktan sonra” kimin, ne şekilde ve kime karşı sorumlu olacağı yönünde mevzuat eksikliği bulunmamakta ve başta Borçlar Kanunu olmak üzere 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile bu konudaki yasal ihtiyaçlar giderilmiş durumdadır. Ancak zaman içinde asıl çözümün iş kazası veya meslek hastalığının “vuku bulmadan önce” önlenmesi olduğu anlaşılmış ve 2012 yılında 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ve buna dayalı yönetmelikler yürürlüğe girmiştir. Zira, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu 1. maddesinde: “Bu Kanunun amacı; işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması ve mevcut sağlık ve güvenlik şartlarının iyileştirilmesi için işveren ve çalışanların görev, yetki, sorumluluk, hak ve yükümlülüklerini düzenlemektir.” denilerek kanunun “önleme kültürü” amacı üzerine kurulmuş olduğu açıkça anlatılmaktadır. Önleme amacının toplumda yerleşerek kültür halini alması da ancak zamanla ve gerekli eğitimler sonrasında oluşturulacak üstün bilinçle meydana gelebilecektir. I-A) İş Sağlığı ve Güvenliği Kavramı: İş sağlığı ve güvenliği kavramı ile çalışanların, iş sözleşmesinde düzenlenen işi yerine getirir iken çalışma koşulları ile kullanılan araç ve gereçlerden doğabilecek tehlikeler karşısında beden ve ruh sağlıklarının korunması ve çalışma ortamındaki güvenliklerinin işverenler tarafından sağlanması ifade edilmektedir. I-B) Ülkemizde İş Sağlığı ve Güvenliği Konusunun Tarihçesi: Osmanlı Devleti’nde esnaf faaliyetlerinin teşkilatlandırılması ve üretimin düzenlenmesinde önemli rol oynayan Ahi Birlikleri’nin -19.yy’a kadar varlıklarını gedik ve lonca isimleri ile sürdürmüşlerdir.- üyelerinin faaliyetlerini sürdürebilmeleri ve sosyal dayanışmayı sağlayabilmek için gerek kredi kuruluşu gerekse üyelerin sağlık giderlerinin karşılanması amacıyla kurdukları muavenet(yardım) sandıkları ve orta sandıkları, iş sağlığı ve güvenliği konusundaki ilk faaliyettir. 1869 tarihli Maadin Nizamnamesi ile günümüz hukuki düzenlemelerinin temeli atılmış; sonrasında 1976 tarihli ilk Medeni Kanun olan Mecelle’nin 600. Maddesinde; çalışan, işverenin bir emaneti olarak görülmüş ve bu emanetin korunması kapsamında işverenin kusuru ile çalışan yaralanır yahut ölür ise, işverene zararı tazmin etme yükümlülüğü getirilmiştir. Cumhuriyet dönemi ile birlikte ülkemizde batı hukuk normları benimsenmiş, 1926 tarihli mülga Borçlar Kanunu’nda; hizmet akdi ile iş sağlığı ve güvenliği konuları düzenlenmiş, tazminat yaptırımı getirilmiştir.Bunun yanı sıra, günümüzde değiştirilmiş olan 1930 tarihli Belediye Kanunu ve bugün hala yürürlükte bulunan Umumi Hıfzıssıhha Kanunu ile dönemin şartlarına göre önemli düzenlemelere yer verilmiştir. Günümüzde ise, 6098 Sayılı Borçlar Kanunu’nun 417, 418 ve 419. maddeleri,  4857 Sayılı İş Kanunu ve 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu kapsamında iş sağlığı ve güvenliği konusunu, evvelki kanunlara nazaran ayrıntılı biçimde düzenlenmiştir. Yasal düzenlemeler 2012 tarih ve 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile çağdaş anlayışa uygun hale getirilmiş olup, Anayasa’nın 17. maddesi ile güvence altına alınan yaşam hakkı, 49. maddesi ile güvence altına alınan çalışma hakkı ve 60. maddesi ile güvence altına alınan sosyal güvenlik hakkı ile doğrudan irtibat halindedir. I-C) İş Sağlığı ve Güvenliği Konusundaki Uluslararası Düzenlemeler: İş sağlığı ve güvenliği konusunun uluslararası düzeyde temel prensip olarak benimsenmesi çalışma hayatında sosyal adaletin tesisi için gerekli olduğu kadar dünya barışının sağlanmasına da hizmet etmektedir. Ülkemiz, 1932 yılında Uluslararası Çalışma Örgütü’ne (ILO), 1949 tarihinde Avrupa Konseyi’ne ve 1948 tarihinde Dünya Sağlık Örgütü’ne (WHO) üye olmuş; iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili çok taraflı sözleşmelerin birçoğunu kabul etmiş ve Anayasa’nın 90. maddesi kapsamında ulusal mevzuatına aktarmıştır. Bunun yanında Türklerin çalışan olarak bulunduğu ülkelerle imzalanan ikili anlaşmalar da mevcuttur. Türkiye, Uluslararası Çalışma Örgütü’nün -temel çalışma haklarına ilişkin sekiz sözleşmesinin de bulunduğu- 56 uluslararası sözleşmesini onaylayarak iç hukukuna katmıştır. Bunlardan bazıları: 23.06.1937 yürürlük tarihli 45 No.lu Her Nevi Maden Ocaklarında Yeraltı İşlerinde Kadınların Çalıştırılmaması Hakkında Sözleşme, 16.02.1946 yürürlük tarihli 14 No.lu Sınai Müesseslerde Hafta Tatili Yapılması Hakkında Sözleşme, 16.02.1946 yürürlük tarihli 42 No.lu Mesleki Hastalıkların Tazmini Hakkında Sözleşme, 23.03.1968 yürürlük tarihli 115 No.lu İşçilerin İyonizan Radyasyonlara Karşı Korunması Hakkında Sözleşme, 27.06.2001 yürürlük tarihli 182 No.lu Kötü Şartlardaki Çocuk İşçiliğinin Yasaklanması Ve Ortadan Kaldırılmasına İlişkin Acil Önlemler Sözleşmesi, 17.12.2003 yürürlük tarihli 55 No.lu Gemi Adamlarının Hastalanması, Yaralanması Ya Da Ölümü Halinde Armatörün Sorumluluğuna İlişkin Sözleşme, 15.12.2003 yürürlük tarihli 152 No.lu Liman İşlerinde Sağlık Ve Güvenliğe İlişkin Sözleşme’dir. Yine uluslararası anlamda Türkiye’nin 1949 tarihinde taraf olduğu İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 23. maddesinde her şahsın adil ve elverişli koşullarda çalışma hakkı bulunduğu; Türkiye’nin 1989 tarihinde taraf olduğu, ikinci kuşak haklar olarak kabul edilen sosyal ve ekonomik hakları (çalışma hakkı, örgütlenme hakkı, sosyal güvenlik hakkı, adil ücret hakkı vb. haklar) düzenleyen Avrupa Sosyal Şartı’nın I. Bölüm 3. maddesinde tüm çalışanların güvenli ve sağlıklı çalışma koşullarına sahip olma hakkı bulunduğu hususları koruma altına alınmıştır. I-D) 6331 Sayılı Kanun Kapsamında İş Sağlığı ve Güvenliği: 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun temel amacı iş kazası ve meslek hastalığı gibi nedenlerle çalışanların beden ve ruh sağlıklarının zarar görmesinin engellenmesidir. Kanun; iş sözleşmesi tarafıyla özel hukuk niteliğine, sosyal devlet
Devamını Oku

Decision Are A Professional Attorney & Lawyers Services Provider Institutions. Suitable For Law Firm, Injury Law, Traffic Ticket Attorney, Legacy And More.

Contact Info

+(002) 0121-2843-661
+(002) 0106-8710-594
AR-Coder@arcoder.com
Support@arcoder.com
Menouf City , El-Menoufia, Egypt.
Shibin El-Kom , El-Menoufia, Egypt.

Follow Us